İbn Haldun Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölüm Başkanı Dr. Emine Hoşoğlu Doğan, TRT 2’de yayınlanan Bab-ı Âli Sohbetleri programına konuk oldu. 15 Aralık Pazartesi günü ekrana gelen programda Dr. Hoşoğlu Doğan, Osmanlı modernleşme sürecinde kadının konumunu tarihsel, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla ele aldı.
Programda Osmanlı’daki kadın hareketinin yalnızca bir hak mücadelesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Hoşoğlu Doğan, bu sürecin devletin yeniden inşası ve yurttaşlık kavramının dönüşümüyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Osmanlı kadın hareketinin, Batı’daki özerk sivil toplum temelli kadın hareketlerinden farklı olarak, devletin bekası ve kurumsal reform ihtiyacıyla iç içe geliştiğine dikkat çekti. Bu dönemde Osmanlı tarihinde ilk kez kadının, eğitimden kamusal alan kullanımına kadar erkeklerle birlikte bir “yurttaş” olarak tanımlanmaya çalışıldığını belirterek rüşdiyelerden Darülfünunlara uzanan kadın eğitiminin yalnızca bireysel gelişim açısından değil, toplumun dönüşümü ve devletin geleceği için stratejik bir yatırım olarak görüldüğünü ifade etti.
Programda öne çıkan başlıklardan biri de kadınların dönemin ana akım basınında yürüttüğü entelektüel tartışmalar oldu. Dr. Hoşoğlu Doğan, Tanin ve Tercüman-ı Hakikat gibi gazetelerde kadın yazarların yalnızca “kadın meseleleri” ile sınırlı kalmadığını, erkek aydınlarla doğrudan düşünsel tartışmalara girdiklerini belirtti. Halide Edip Adıvar ve Fatma Aliye gibi isimlerin hem muhafazakâr hem de modern mecraları kullanarak çok eşlilik ve eğitim gibi konularda egemen söyleme karşı özgüvenli bir “cevap verme” kültürü geliştirdiklerini vurguladı. Bu sürecin, çatışma ve iş birliğini aynı anda barındıran dinamik bir yapı üzerine kurulu olduğuna dikkat çekti.
Osmanlı kadınının hak arayışının, soyut taleplerden ziyade vapurlardaki oturma düzeni gibi gündelik ve pratik kamusal taleplerle başladığını ifade eden Dr. Hoşoğlu Doğan, basının bu süreçte önemli bir hak arama mecrası olarak kullanıldığını dile getirdi. Kadın yazarların, dini aidiyetleri ile çağdaş medeniyet idealini dengelemeye çalıştıklarını; tesettürün biçiminden üniversite eğitimine kadar pek çok konuyu bu hassas denge ekseninde tartışmaya açtıklarını belirtti.
Programın sonunda Dr. Emine Hoşoğlu Doğan, Kadın Eserleri Kütüphanesi’nin önemine dikkat çekerek, uzun süre eksik kalan kadın tarihinin ancak bu tür arşivlerin akademik çalışmalar, tezler ve dijital projeler yoluyla değerlendirilmesiyle tamamlanabileceğini vurguladı.
Programı izlemek için: https://youtu.be/lqxR_vEmnCQ?si=xVjFnuOFk2UEQBhq